Umutları kırılmış bir şehir ve futbol takımı…
Hoca göreve başladı ve önce içerideki enkazı ayağa kaldırdı…
Ona bu zor günlerde Kulüp Başkanı Ahmet Dal ile takım kaptanı Mustafa Yumlu başta olmak üzere Orhan Ovacıklı, Eren Tozlu, Mustafa Akbaş gibi tecrübeli isimler de omuz verdi…
6 Şubat depremi nedeniyle liglere ara verildikten sonra beraber uzun bir süre rehabilitasyon çalışması yürüttüler…
Önce Başkan Ahmet Dal inandı, sonra Hakan Kutlu ve Mustafa Yumlu ile arkadaşları…
Deprem öncesinde son maçını içeride Tuzlaspor’a 2-1 ile kaybeden Erzurumspor’un nasıl bir dönüş yapacağı merak konusuydu…
Keçiören ile Rize’de oynamak zorunda olduğumuz maçta “direniş”in ilk sinyali verildi. 90 dakikada müthiş bir mücadele ve futbol, kaçan goller ancak son dakikada Furkan’ın kendi kalesine attığı golle gelen mağlubiyete rağmen, herkeste bir ümit yeşerdi…
Öyle ya, Hakan Hoca öncesindeki “umutlarını yitirmiş” takım gitmiş, yerine “savaşan”, “direnen” ve “Biz bitti demeden bitmez” diyen bir takım gelmişti…
Sonrasında düşme hattındaki rakibimiz Denizlispor’u deplasmanda 2-0 mağlup ederek ayağa kalkan bir Erzurumspor’u görmüştük…
…Ve peşpeşe gelen iyi sonuçlar ve nihayetinde herkesin “düşer” dediği takımı, bitime 1 hafta kala ligde bırakan ekip ruhu…
Bu ruhun baş kahramanları Başkan Ahmet Dal, Teknik Direktör Hakan Kutlu, kaptan Mustafa Yumlu ve arkadaşları…
Bugün bu ekip biraz zor günler geçiriyor…
Pendikspor mağlubiyeti deyim yerindeyse hem onların hem de şehrin üzerinden bir buldozer gibi geçti…
Herkes çok ama çok üzüntülü…
Mustafa Yumlu’nun 15’nci dakikadaki penaltısı ve kırmızı kartla oyun dışında kalması…
Kaleci Ataberk’in herkesi şaşırtan kötü performansı…
Hakem Sarper Barış Saka’nın son bölümdeki katliamı ve 2-0’dan 2-4 kaybedilen bir maç…
Herkes üzgün…
Kaptan da Ataberk de hem üzüntülerini hem de özürlerini sosyal medya üzerinden samimi bir şekilde paylaştı…
Artık bu maç üzerinde konuşulacak bir şey kalmadı, kalmamalı…
Nasıl 3 sezon önce Tuzlaspor yenilgisiyle diz çöküp, sonrasında ayağa kalkmaya başlayıp, şampiyonluk hesapları yapmaya başladıysak, bugün de aynı noktadayız…
Bizi o kötü günlerden bu noktaya bu ekip getirdi…
Mustafa Yumlu’nun nasıl özveriler yaptığına herkes şahit…
Eren Tozlu’nun, Furkan Özhan’ın Mustafa Akbaş’ın Celal Hanalp’in Orhan Ovacıklı’nın savaştıkları zaman neler yapabileceklerini biliyoruz…
Bu oyunculara sonradan eklenen ve sanki 40 yıllık Erzurumsporlu gibi kulübü sahiplenen Giovanni, Azubike, Roshi, Mamba, Tekliç ile yeni katılan Sylla’nın neler yapabileceklerini de biliyoruz…
Şimdi görev bize düşüyoruz…
Taraftarlara, medyaya, sosyal medyaya…
Kısaca hepimize…
Bu oyunculara omuz verme görevi şimdi bizde…
Onlar nasıl bizim umutlarımızın kırıldığı yerde bize omuz verip, ayağa kaldırdıysa, aynısını izim yapmamız lazım…
Adamlıklarına, oyunculuklarına, kulübe olan sahiplenme duygularına şahit olduğumuz bu oyuncu grubuna Keçiören maçına kadar moral ve motivasyon için ne yapılması gerekiyorsa yapmalı, onlara pozitif enerjimizi göndermeliyiz…
Onlara güveniyoruz ve inanıyoruz…
Biz o enerjiyi göndereceğiz, onlar da Keçiörengücü maçıyla birlikte bizi hedefe götürecek seriyi yeniden başlatacak…
Haydi dadaşlar, şimdi ayağa kalkma ve ayağa kaldırma zamanı…